Bursa ve Çevresinde Gezilecek Yerler

Osmanlı Devletinin başkenti, İstanbulluların tatil kaçamaklarının adreslerinden Bursa, yüzyıllar boyunca pek çok önemli esere gebe kalmış, sayısız etkinliğin ve olayın merkezi olmuş, doğa severlerin gönlünü çalmaktan kendini alamamış gizli bir mabet gibi… Yerli veya yabancı demeden herkesi kucaklayan bu sevgi dolu şehirde zamanın nasıl geçtiğini anlamayacak ve ayaklarınızın her defasında sizi buraya getirdiğini fark edeceksiniz.

Bursa Merkezde Gezilecek Yerler

Camiler, Külliyeler ve Türbeler

Emir Sultan Camii ve Külliyesi: Hundi Fatma Hatun’un eşi Emir Sultan için 15. yüzyılda yaptıran Emir Sultan Camii ve Külliyesi, Bursa’da en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Emir Sultan Mahallesi’nde konumlanan bu caminin içinde Emir Sultan ve ailesinin mezarlarının bulunduğu bir de türbe yer alıyor. 1868 yılında restore edilen bu binanın yanında bulunan hamam ise düzenli olarak tamirat görüyor. Şehir içi otobüslerle veya dolmuşlarla Bursa’nın Yıldırım ilçesinde konumlanan Emir Sultan Camii’ne ulaşım mümkün.

Yeşil Camii ve Yeşil Türbe: Otobüsle rahatlıkla gelebileceğiniz Yeşil Camii, adını içinde bulunduğu semtten alıyor. 1419’da inşa edilen Yeşil Camii’nin bahçesinde aynı isimde bir de türbe bulunuyor. Türbenin duvarlarını süsleyen enfes çini işlemeleri, ziyaretçilerinin oldukça ilgisini çekiyor. Emir Sultan Camii’ne 8 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan bu türbede Sultan Mehmed Çelebi’nin, çocuklarının ve dadılarının sandukaları da yer alıyor.

Ulu Camii: Hanlar Bölgesi’nde yer alan Ulu Camii, Bursa il merkezinin en çok turist noktalarından biri. 1400 yılında inşası tamamlanan cami, 1855 yılında gerçekleşen depremin ardından restore edilerek bugünkü görünümüne kazandırılmış. Saf altından yapılma iplikle işlenen Kâbe Kapısı’nda bulunan örtünün değiştirilmesi üzerine bu camiye getirilmesinden dolayı Ulu Camii büyük önem kazanıyor.

Üftade Cami: Farsçada düşmüş anlamına gelen Üftade ismini, müezzinliği üzerine kendisine verilen paradan ötürü alan Mehmed Muhyiddin’in 1579’da yaptırdığı bu cami, çeşitli nedenlerden ötürü defalarca restore edilmek durumunda kalmış. Caminin yanı sıra yine Mehmed Muhyiddin’in ve çocuklarının mezarlarının yer aldığı bir de türbe bulunuyor. 1845 yılında Abdülmecit tarafından Kâbe örtüsüyle şereflendirilen bu türbe, Osmangazi’nin Kavaklı Mahallesi’nde bulunuyor. 72 sene İbrahim Efendi’nin hizmet verdiği dergâh, yapıldığı yıldan tekke ve zaviyelerin 30 Kasım 1925 tarihinde kapatılmasına dek aralıksız çalışmış olmasıyla biliniyor.

Osman Gazi Türbesi: Osmanlı Devleti’ni kuran Osman Gazi’nin vasiyeti üzerine Sainte Elie adındaki manastırının şapeline gömüldükten sonra 1863 yılında yeniden yapılarak günümüze ulaştırılan Osman Gazi Türbesi, Bursa’nın Osmangazi semtinde konumlanıyor. Üstelik Yıldırım Bayezid’in çocukları gibi hanedan soyundan pek çok önemli şahsın mezarları da burada yer alıyor.

Orhan Gazi Türbesi: Babası Osman Gazi hastalanınca devlet yönetimine geçen Orhan Gazi ve ailesinin mezarlarının üzerinde yer alan ve sanduka diye tabir edilen mermer sandıkların bulunduğu Orhan Gazi Türbesi ile Osman Gazi Türbesi aynı bölgede yer alıyor. 1855 yılında gerçekleşen depremle harabeye dönen binaya 1863’te gerekli müdahaleyi dönemin padişahı Sultan Abdulaziz yaptırmış.

Muradiye Külliyesi: Osmanlı padişahlarının Bursa’da yaptırdığı son külliye olma unvanına sahip Muradiye Külliyesi içerisinde medrese, türbe, cami, hamam ve darüşşifa barındırıyor. Sizi bambaşka bir kültürün peşinden sürükleyecek olan bu külliyenin içinde yer alan Muradiye Camii, 1426 yılında yaptırılmış. Tuğla ve taşlarla olabildiğince sade bir şekilde döşenen dış cephesinin aksine oldukça süslü iç cephesi görenleri şaşırtıyor. II. Murad ve Muradiye türbelerini de bünyesinde barındıran bu külliyede birden fazla önemli eserle karşılaşma fırsatı elde edeceksiniz.

Hüdavendigar Camii ve Külliyesi: 1366 yılında Sultan I. Murad’ın isteği üzerine yapılan Hüdavendigar Külliyesi’nin içinde pek çok bölüm yer alıyor. Medrese ile caminin aynı yerde bulunmasından dolayı özel bir duruma sahip yapı Bizans Dönemi’ne kaynaklık ediyor. Üstelik vakti zamanında tuvaletinden dahi sıcak su akan hamamı da var.

Hanlar Bölgesi

Pirinç Hanı: 1508 yılında Abdullah oğlu Ali ile Yakup Şah bin Sultan Şah tarafında inşa edilen Pirinç Han, bir süre onarım çalışmalarıyla toparlanmış ve daha sonra alışveriş merkezi olarak hizmete girmiş. Çay bahçeleri ve kafelerle de misafirlerini ağırlayan handa çeşitli işletmeler bulunuyor.

Kapalı Çarşı: İlk olarak Uzun Çarşı adıyla hizmet veren Kapalı Çarşı’da giyim, yeme, içme, hediyelik eşya, takı gibi pek çok sektörde çalışan işletmeler yer alıyor. Daha çok kuyumcularla karşılaşacağınız bu çarşı, 650 yıldan daha fazla süredir varlığını sürdüren Hanlar Bölgesi’nin içinde konumlanıyor.

Eski İpek Hanı: Pirinç Hanı’n güney tarafında kalan Eski İpek Hanı, 1958 yılında bir yangına maruz kalmış. Tekrar yapılması gereken hanın girişi değiştirilerek yepyeni bir görünüme kazandırılmış. 81 odası bulunan ve zamanında ipek ticareti yapan kişilerce kullanılan bu handa şu an hala giyim üzerine satış yapan dükkanlar bulunuyor.

Kapan Hanı: Yapıldığı dönemde hal olarak kullanılan Kapan Hanı, ticaretin yaygınlaşmaya başladığı dönemde ortaya çıkan bir sistemde yönetildiği için bu adla anılmaya başlanmış. Yüksek kar elde etmek adına fahiş fiyatlarda ürün satışını engellemek adına geliştirilen bu sistemin bugünkü haline kadar gelişerek varlığını sürdürdüğü görülebiliyor. Bugün giyim üzerine ticaretin döndüğü bu handan geriye fazla bir şey kalmamış maalesef.

Emir Hanı: Bey Hanı olarak da bilinen ve Orhan Gazi Külliyesi’nin içinde yer alan Emir Hanı, zaman içinde çeşitli sebeplerle deforme olmasına rağmen mimarisindeki dokunuşlar rahatlıkla seçilebiliyor. Ticaret merkezi olarak kullanılmış olan handa gelen kervanların ağırlanması ve getirilen malların depolanması için ayrılan bölümler bulunuyor.

Geyve Hanı: 15. yüzyılda Hacı İvaz Paşa’nın isteği üzerine yaptırılan kare biçimindeki Geyve Hanı, 56 odasıyla hizmet vererek Yeşil Cami’ye katkı sağlaması amacıyla yapılmış ve Sultan I. Murad’a hediye olarak sunulmuş. Şu sıralar Geyve Hanı, toptan ürünlerin satışı için kullanılıyor.

Koza Hanı: II. Bayezid’in emriyle Mimar Abdül ula bin Pulat Şah’a 1491 yılında yaptırılan Koza Hanı, eskiden burada ipek böceği kozalarının satışı yapıldığı için bu adı almış. İpek kumaşların ününü bu hana borçlu olan Bursa’ya geldiğinizde hala ipek ürünler satılan Koza Hanı’nı ziyaret edebilir, burada kafelerde vakit geçirebilirsiniz.

Fidan Hanı: Bugün Hanlar Bölgesi’nde çay bahçesi olarak hizmet veren avludaki yerinde Fidan Hanı, Bursa’yı ziyaret eden sayısız kişiyi ağırlıyor. Her birinin yapısı 12 köşeli olan mescidi ve altındaki şadırvanı bulunan han, Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamlığını yapmış olan Mahmut Paşa’nın isteği üzerine inşa edilmiş.

Tuzhan: Tuz Pazarı Camii’ne gelir olsun diye inşa edilen Tuzhan, ahşap korkuluklarla çevrilmiş bir avlunun ortasında 17 odalı bir yapıya sahip. Bursa’da yer alan diğer hanlarla kıyaslandığında oldukça küçük olan bu yapı, 2007’de geçirdiği restorasyonun ardından hizmet vermeye başlamış ve şu an içinde pek çok dükkân bulunuyor.

Balibey Han: Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde yaptırılan Balibey Han, üç katlı ve 64 odalı bir yapı. Zaman içinde sığınak veya kahvehane olarak kullanılmış olsa da asıl yapılış amacı ticari amaçlarla Bursa’ya gelen kişileri ağırlamakmış. Son yıllarda ise el sanatları konusunda satış yapan dükkanlarla dolu. Üstelik lokanta ve kafesiyle gelenlerin hoş vakit geçirebileceği alanlar da yaratılmış.

Diğer Tarihi Yerler

Irgandı Köprüsü: Arastalı olarak bilinen Irgandı Köprüsü gibi dünyada 3 köprü daha var. Sayısının azlığı sebebiyle turistlerin ilgisini çeken bu çarşılı köprü, 1442 yılında Pir Ali oğlu Tüccar Muslihiddin’in isteği üzerine yapılmış. Yıllar içinde tahribata uğrayan bu eşsiz köprü çeşitli restorasyon çalışmalarıyla kurtarılmış ve yeniden hizmete girmiş. Bu çarşıda Bursa yöresine özgü pek çok detay bulmanız mümkün.

Bursa Kalesi: Bithynialılar tarafından Milattan Önce 1. yüzyılda yapıldığı sanılan Bursa Kalesi, Bursa’daki yerleşik hayata geçilen ilk bölge olmasıyla biliniyor. Osmanlı Devleti’nin Bursa’da varlığı ile mimarisinde ufak çaplı değişiklikler yapılan kalenin beş kapısı bulunuyor. Kalenin çevresinde ise tipik Bursa evleri, Osmanlı mimarisine uygun cami, çeşme, türbe gibi yapılar yer alıyor.

Bursa Şehir Surları: Bursa’da ilk yerleşimin izlerinden biri de bu şehir surları. 3.38 km uzunluğunda olan surların geçirdiği badirelerin ardından onarımı Hacı İvaz Paşa’ya düşmüş. Baharat ve İpek Yollarına açılan Saltanat Kapısı sayesinde önem kazanan şehri çeşitli saldırılardan korumak adına yapılmış.

Tophane Saat Kulesi: 1906 yılında yapılan ve 6 katlı olan Tophane Saat Kulesi’nin 90 santimetrelik yuvarlak saatleri bugün çalışır durumda değil. Tüm Bursa’nın gözlenebildiği bu kule, zamanında yangın kulesi misyonunu da yüklenmiş. Bu etkileyici yapıyı ziyaret etmek isterseniz Topkapı Parkı’na gidebilirsiniz.

Müzeler ve Kültür Merkezleri

Türk İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese): Yeşil Türbe’de bulunan Yeşil Medrese, Türk İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veriyor.  13 odalı bu bina 1930 ile 1972 yılları arasındaki süre boyunca Bursa Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmış. Türk-İslam tarihine kaynaklık eden önemli eserlerin sergilendiği Türk İslam Eserleri Müzesi’ndeki en hassas parçalar, II. Murad’a ve Yıldırım Beyazıt a ait Kuran-ı Kerimler. Tramvay ile kolaylıkla ulaşım sağlayabileceğiniz ve Müzekart’ın geçerli olduğu müzeye 5 TL karşılığında da girmek mümkün.

Bursa Kent Müzesi: Pazartesi günleri kapalı olan Bursa Kent Müzesi, Heykel Meydanı’nda yer alıyor. 9.30 ile 17.00 saatleri arasında hizmet veren bu müze, üç katlı olarak dizayn edilmiş. İlk kat Bursa’nın tarihiyle sizi buluştururken bir üst kat kültürüyle tanışma fırsatı elde edeceksiniz. Bodrum katta da El Sanatları Çarşısı adı verilen bir galeri bulunuyor. Dilerseniz Bursa şehrinin eski çarşı kültürü hakkında bilgi edinebilirsiniz. Giriş ücreti 2 TL olan müzedeki atölyelere katılabilmek için rezervasyon yaptırmanız gerektiğini unutmayın.

Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi: Tofaş otomobil fabrikası tarafından onarımdan geçirilen eski bir fabrika binasının içinde 2002 yılında misafirlerini ağırlamaya başlayan Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi, Türkiye’nin ilk ve tek Anadolu arabaları müzesi olma unvanına sahip. 10.00-17.00 saatlerinde hizmet veren ve girişi ücretsiz olan müzeye geldiğinizde çeşitli sergi organizasyonlarının gerçekleştiği Tofaş Sanat Galerisi’ni gezmeniz de mümkün. Burada yorgunluğunuzu atabileceğiniz Fayton Cafe adında bir işletme dahi bulunuyor.

Bursa Arkeoloji Müzesi: Ücretsiz olarak giriş yapabileceğiniz Bursa Arkeoloji Müzesi, 1902 yılında kurulmuş ve bir süre Yeşil Medrese’de hizmet vermiş. Ancak daha sonra Kültürpark’taki binasına taşınan müze, Bursa ve çevresinde hüküm sürmüş medeniyetlerin tarihine ışık tutacak eserlere ev sahipliği yapıyor. Yaz döneminde 9.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olan müze, kış döneminde 8.00-17.00 saatleri arasında hizmet veriyor.

Hünkâr Köşkü Müzesi: 1844 yılında dönemin valisi tarafından Sultan Abdülmecit için yaptırılan bu köşk, farklı zamanlarda padişahları konuk ettiğinden Hünkâr Köşkü Müzesi haline getirilmiş. Üstelik Mustafa Kemal Atatürk de Bursa’ya geldiğinde zaman zaman bu köşkte kalırmış. Girişi ücretsiz olan Hünkâr Köşkü Müzesi’ni Bursa’ya geldiğinizde mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Osmanlı Evi Müzesi: II. Murad Külliyesi’ne çok yakın bir konumda yer alan ve 1958 yılından beri hizmet veren Osmanlı Evi Müzesi, 17. yüzyılda yapıldığı sanılan üç katlı bir binada yer alıyor. Kültürel dokuların hâkim olduğu bu müzeye giriş ücretsiz.

Karagöz Müzesi: Çekirge Caddesi üzerinde yer alan bir trafo binasından dönüştürülen ve ücretsiz olarak gezebileceğiniz müzede iki galeri yer alıyor. Gölge oyunlarına modern konseptte yeniden bakma fırsatına erişebileceğiniz Karagöz Müzesi, Karagöz oyunu kültürüne ait pek çok sergi ile pazartesi günleri dışında her gün sabah 9.30’dan akşam 17.30’a kadar misafirlerini karşılıyor.

Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi: 2004 yılından beri hizmet veren Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi, Osmanlı Dönemi’ne ait pek çok takı, kıyafet, savaş araç gereçleri gibi eşyalar bulunuyor. Kültürel doyuma ulaşmak isterseniz 5 TL ücret ödeyerek bu müzeye girebilirsiniz.

Hüsnü Züber Evi: Girişi ücretsiz olan Hüsnü Züber Evi, “Yaşayan Müze” olarak da biliniyor. Çünkü ünlü sanatçı henüz sağken, 1992 yılında müze olarak ziyaretçilere açılmış. 1836 yılından beri yaşayan bu binada Hüsnü Züber’in eşyaları sergileniyor. Üstelik Muradiye Külliyesi’ne bakan bir camın önünde de harika bir köşe bulunuyor.

Atatürk Evi Müzesi: Şu sıralar tadilat nedeniyle kapalı olsa da Miralay Mehmet Bey’e ait olan ve inşası 19. yüzyıla değin uzanan bu eşsiz yapı, Atatürk 1923 yılında Bursa’ya geldiği zaman hediye olarak verilmiş. Her gelişinde bu binada konaklayan Atatürk’ün bizlere kazandırdığı Cumhuriyet’in 50. Yıldönümü için Atatürk Evi müze haline getirilmiş.

Yüzen Taşlar Heykeli: Bursa’ya has bir anlama sahip olan Hacivat-Karagöz orta oyunu ve gölge oyunu için yaptırılan bu heykel, dünyaca ünlü bir sanatçı olan Christian Tobin’e ait. Eserin bu adı almasının sebebi ise 45 tonluk bu heykellerin hiçbir destek olmadan, sadece suyun basınç kuvvetiyle dengede kalması. Taşların yüzüne işlenmiş olan Karagöz ve Hacivat figürleri ise her bir kayanın özellikleri ile bağlantı kurularak özdeşleştirme yapılması üzerine seçilmiş. Çevresinde bulunan oturaklar ise mevsime göre tercih edilebilir sıcaklıkta dizayn edilmiş.

Bursa Çevresinde Gezilecek Yerler

Uludağ

Bursa’nın adını kayak turizminde zirveye taşıyan Uludağ, 2 bin 543 metre yüksekliğiyle hem doğa sporlarına hem de kış sporlarına ilgi duyanların tercihi haline gelmiş durumda. Zirvesinde Kirazlı, Sobra, Sarıalan gibi yaylaların bulunmasından dolayı bu dağ, her mevsim turizmin odağı olmayı başarıyor. Roma Dönemi’nde bu bölgede kurulan manastırların varlığı buranın Keşiş Dağı olarak adlandırılmasına sebep olmuş. 1933 yılında Uludağ’a kurulan ilk otel ile birlikte bölgede canlılık artmış ve hatta Yeşilçam sahnelerinde bile görünür olmuş. Çeşitli türde hayvan ve bitki türünü de ağırlayan Uludağ’da yapabileceklerinizin haddi hesabı yok. Teleferik ile ulaşım sağlayabileceğiniz Sarıalan yaylasından minibüslerle Uludağ’ın oteller bölgesine geçebilirsiniz.

Cumalıkızık

Turizme açılmış olan bu köy; Osmanlı mimarisinin ürünü, kimi restorasyon halinde kimi ise kullanımda olan ve sizi fesli-feraceli insanların olduğu döneme ışınlayacak dokulara sahip çoğu üç katlı evlerle tanıştıracak sizi. BUDO otobüslerine Bursa kart ile bindiğinizde 1,90 TL ücret ödeyerek Cumalıkızık Köyü’ne rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Yalnız kış aylarında daha yoğun olmak üzere bu bölge yılın her ayı yağış alıyor, bizden uyarması!

Tirilye

Terk edilmiş memleket Trilye’nin adı seneler evvel MahmutŞevketPaşa olarak değiştirilmiş ama kimin umurunda ki? Yöre halkı hala bir Trilye, aman Tirilye, diye tutturmuş gidiyor. Üç ismi varmış diye düşünmeyin. Çünkü ısrarlara dayanamayan yetkililer 2011 yılında son bir değişikliğe giderek Tirilye’de karar kılmış. Birkaç saatinizi ayırarak rahatlıkla dolaşabileceğiniz Tirilye’de dilerseniz konaklayabilirsiniz de. 1909 yılında yapılan Taş Mektep, çeşitli amaçlara hizmet verdikten sonra bir süre kendi haline bırakılmış ama Uludağ Üniversitesi çürümesine razı gelmeyerek gerekli restorasyonlardan sonra ziyaretçilere açmayı planlıyor. Mudanya ilçesindeki bu beldede görebileceğiniz pek çok yapı daha var. Rumlardan yadigâr kalan Hagios Stephanos adındaki eski bir kiliseye eklemeler yapılarak oluşturulan Fatih Cami ve Yavuz Sultan Selim’in arzusu üzerine yaptırılmış olan Avlulu Hamam, Tirilye’nin mimari bütünlüğüne katkı sağlıyor. Şu çok meşhur fotoğrafların ünlü modeli, Tabut Ev de burada. Güverte Şeklindeki Ev olarak da bilinen bu yapı Bursa’nın en önemli yapılarından biri. Eski Postane, Dündar Evi, Kemerli Kilise gibi daha birçok yapı ziyaretçilerini bekliyor.

Mudanya

İstanbul başta olmak üzere çevre illerdeki pek çok kişinin tatil kaçamağı olan Mudanya, 1922 yılında TBMM ile İtilaf Devletleri arasında gerçekleşen meşhur anlaşmanın imzalandığı yer aynı zamanda. Tarihte böylesine önemli bir iz bırakmış olan Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı bina şimdi müze olarak hizmet veriyor. Bu mühim olay cereyan edeceği zaman evin içine konmak üzere yöre halkından mobilya ödünç alınması gerekmiş. Dolayısıyla Müzekart ile girişin mümkün olduğu müzeye girdiğinizde bu mobilyaları da görmeniz mümkün olacak. Çünkü binayı satın alan Hayri İpar isimli iş adamı bu mobilyaların izini sürerek yeniden eve kazandırmış. Kartsız girmek isterseniz de müzenin 5 TL giriş ücreti mevcut. Mübadele sırasında Girit’ten gelip yerleşen Türklerin yaşadığı konakların bulunduğu Eski Girit Mahallesi’ndeki Tahir Paşa Konağı Müze Evi ise ücretsiz gezilebilecek tarihi noktalardan biri. Mudanya’daki en güzel vakit geçirme yollarından biri ise muhteşem plajlarından denize girmek olacaktır.

İznik

Osmanlı mimarisinden derin izler taşıyan, çiniciliğiyle ön plana çıkan İznik, tarihi ve doğal güzellikleri ile ziyaretçilerine adeta görsel şölen sunuyor. Antik dönemde Askania olarak bilinen İznik Gölü ise 1950’li senelerden bu yana sürekli gelişerek hem doğa gezileri yapmak isteyenlere hem de kamp kuracaklara ortam sağlaması açısından İznik’in en önemli turistik merkezlerinden biri haline gelmiş. Şu sıralar tadilat dolayısıyla kapalı olan ve 1388 Sultan I. Murad’ın validesi için yaptırılan bina 1960 yılında müze olarak hizmet vermeye başlamış. Bahçesinde Osmanlı’dan Roma’ya kadar pek çok döneme ait tarihi eser bulunuyor. Müzenin içinde ise Ilıpınar Höyüğü’ndeki kazı çalışmalarından elde edilen eserler sergileniyor. Tarihi İznik Kalesi, mermer mihraba sahip oluşuyla Osmanlı mimarisinde öne çıkan Yeşil Cami, İznik Gölü’ne komşuluk eden Antik Tiyatro ve İlk Çağ şehirlerinden Nikaia Antik Kenti’nden kalan tarihi dokular gibi detaylarla buluşmadan İznik’ten ayrılmamalısınız.

Gölyazı

Balıkçılık yaparak geçimini sağlayan şirin insanların bulunduğu bu köy, adeta huzurun adresi. Cennetin bambaşka bir tasviri gibi Bursa ziyaretçilerinin kaçamak noktası, can damarı. Aynı zamanda sit alanı kabul edilen bu köy, film ve dizi çekimlerine de ev sahipliği yapmış. Gezilecek, görülecek ne var derseniz eğer Gölyazı Köprüsü girişindeki Ağlayan Çınar’a bir uğramanızı öneriyoruz. Doğal kaynak sularıyla süslenen bu ağaca sembolik olarak bu isim verilmiş. Eğer tarihe ve mimariye meraklıysanız, 19. yüzyıldan kalma Aziz Panteleimon Kilisesi sizin için doğru adres olabilir. Girişinin ücretsiz olduğu bu kültür evi, çok yakın bir zamanda onarım görmüş.

İnegöl

Köftesiyle ünü kendinden önce giden İnegöl, hızını alamayarak artık bir ilçeden çok ilmiş gibi önem görüyor. Kaplıcalarıyla da oldukça konuşulan bu ilçedeki Oylat Kaplıcaları, Uludağ’dan besleniyor. Şifalı olduğuna inanılan bu suların idrar yolları hastalıklarından romatizmaya kadar pek çok derde derman olduğu söyleniyor. Üstelik burada yer alan Oylat Kaplıcaları ferah bir ortamın müjdesini verirken bir yandan da sevenlerine enfes pozlar veriyor. Buradan yaklaşık 4 km uzaklıkta bulunan Oylat Mağarası ise mağara turizminin hareketlenmesini sağlamış. Türkiye’de bulunan mağaraların içinde büyüklük açısından 3. sırada yer alan Oylat Mağarası, 7,5 TL’ye gezilebiliyor.

Bursa’da Yapılacak Aktiviteler

Bursa, her daim tarihi ve doğal zenginlikleriyle ziyaretçisini mest eden bir havaya sahip. Dolayısıyla her gelişiniz farklı bir lezzete varacağınız ve her defasında değişik keşiflere imza atacağınız bu şehirde yapabileceklerinizin sınırı yok aslında ama size “yapılacak şeyler” okyanusunda boğulmayasınız diye can simidi atmaya geldik.

  • Saitabat Köyü’nde köy kahvaltısı yapın. Bursa’nın Kestel ilçesinde yer alan bu köyde eşine rastlayamayacağınız bir serpme kahvaltı keyfi sunuluyor. Saitabat Köyü’nde köy kadınlarının geçimi sağlamasına ön ayak olmak için kurulan Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği’nde yapacağınız bu kahvaltı ile onlara da katkı sağlamış olacaksınız. Ayrıca bu köye geldiğinizde 5 TL ücret ile Saitabat Şelalesi’ni de görmeniz mümkün.

  • Moğol baskısından kaçan Kızıklar’ın sığındığı Cumalıkızık Köyü’nün UNESCO tarafından korunan sokaklarında gezdikten sonra güzel bir Türk kahvesi içmelisiniz.
  • Gölyazı Köyü’nde tekne turu Bursa’da yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri. Ortalama 20 TL civarı olan bu turlarla Uluabat Gölü üzerinde bir sefa sürebilirsiniz. Ayrıca bu köyden gün batımı bir harika! Eğer imkânınız varsa bu paha biçilmez anı mutlaka fotoğraflamalısınız.

  • Bursa’ya gidip de İskender yemeden dönmek olmaz, olamaz! Bunu da enfes lezzetin doğduğu yerde, Mavi Dükkân diye bilinen Kebapçı İskender’de yiyebilirsiniz. Ayrıca gelmişken şöyle tadı damağınızda kalacağını garanti edeceğimiz kestane şekerini de tatmayı unutmayın.
  • Oylat Kaplıcaları’nda şifa bulmadan ve Bursa’nın tarihi hamamlarında iki kese attırmadan sakın ola ki Bursa’dan dönmeyin! Zira şehre almazlar sizi.
  • Eh, herhalde Uludağ’da kayak yapmayı ihmal etmeyin, dememize gerek yoktur. Neyse, biz yine de söyleyelim. Uludağ Kayak Merkezi’nde kış sporlarının tadını çıkarın! Ayrıca yol üzerinde Türkiye’nin en yaşlı çınar ağacı bulunuyor. İnkaya Çınarı’nın gölgesinde oturup bir çay içmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

  • Bursa’nın dillere destan teleferiği sizin için şehre şöyle bir kuş bakışı bakma fırsatını sağlayacak. Nefes kesen doğasıyla öne çıkan Bursa’da teleferik Teferrüç ile Oteller Bölgesi arasında gidip geliyor. 38 TL ödeyerek Oteller Bölgesi’ne kadar bir gidip dönmeniz mümkün. Teleferiğin çalışma saatlerinin sabah 8’den akşam 8’e kadar olduğunu hatırlatmak faydalı olacaktır.
  • Eğer kaykay sporuyla ilgileniyorsanız Bursa Osmangazi’de tam size göre bir yer var: Sukaypark. Türkiye’de hizmet veren ilk kablolu su kayağı tesisi olma unvanını sırtlanan Sukaypark, yapay bir göl ve ortasında yer alan adayla 100 dönümlük bir alan üzerinde hizmet veriyor. Pek çok kafe ve restoranın yanı sıra oyun ve yürüyüş alanlarıyla da hizmetini genişleten parka su kayağı yapmak için gelen yüzlerce insan bulunuyor. Dilerseniz burada uzmanlardan eğitim almanız da mümkün.